Hey, I am not the only one !
I met Lilith
in the marsh,
deep wrinkles on her cheeks,
her voice,
an ax on a piece of wood,
(s)exiled, broken,
giving birth to monsters
for being a woman on top.
Heathen,
I left the garden of Eden
and now keep the knowledge
right where it belongs:
deep-rooted in my brain,
steady, ready
for a fight that lasts
and a road
so lonely, it terrifies me.
I am velvet and stone,
so many times re-born
just to become myself,
more and more so.
(by Axilea Uzumcuoglu)
Ego!
Siradan bir yuksek lisans ogrencisi, İstanbul, Ankara ve Londra arasinda gidip gelen...
Londra'yı minicik ekrandan dahi olsa izlemek içimi kıpır kıpır ediyor desem abartmış olur muyum ? Zamanında sahip olduğum önyargıları hatıtalaycak olursam, abartmakla birlikte saçmalamış bile olabilirim..
Sliding doors'u izledim az önce, hikayenin güzel oluşu bir yana, embankment durağı, southbanke geçen köprü, tipik viktoryen evler, natwest ve daha bir sürü ayrıntı, "düşünmek ve karar vermek için zamanı geldi mi" sorusunu hatırlattı...
Hayatımın ne şekilde devam edeceğini metroyu kaçırmaya, sevgiliyi bir başkasıyla aynı yatakta yakalamaya mı bırakmalı, yoksa elleri kolları sıvayıp başka işlere mi kalkışmalı ? Bilemedim...
Şimdilik "on hold" diyelim..
Bu arada geçen hafta enteresan ama çok önceden yapılması gereken bir gelişme yaşandı ve Ali Babacan'ın dışişleri bakanlığı görevine ek olarak yürüttüğü başmüzakerecilik görevi Egemen Bağış'a verildl. Erdoğan'a ve "ABD"ye yakınlığı ile bilinen Bağış, Türkiye için son derece kritik bir yıl olan 2009'da ilişkilerin seyrini ne şekilde etkileyecek izleyip görelim...
ABGS'nin Dışişleri Bakanlığı'ndan Başbakalığıa alınması ve tüm bu gelişmelerin Erdoğan'ın yarın gerçekleşecek Brüksel ziyareti öncesi gerçekleşmesine lütfen dikkat..
Çarşamba, Ocak 14, 2009
Matematik[ 1/14/2009 06:52:00 PM ]
Michael Guillen'in "Dünyayı değiştiren 5 denklem" isimli kitabını okumaktayım şu sıralar.
Matematikle arası hiç fena olmamış, amma velakin diğer doğa bilimleri derslerinden her ne hikmetse hiç hazzetmeyen bir öğrenci ve bir yetişkin olmak kanıma dokunuyor olmalı ki en son ailemi ziyaret için Ankara yollarını arşınladığımda, evdeki kütüphanede dikkatimi cezbeden bu kitabı tüm önyargı ve korkularımı bir kenara bırakarak yanımda İstanbul'a getirdim ve okumaya başladım.
Kitap günlük hayatımızı kalıcı bir biçimde değiştirdiği öne sürülen -ki şahsım tarafından da onaylanan- beş denklemin hem matematiğini hem de öyküsünü anlatıyor. İşin belki de öykü kısmı -yani bu beş denklemin yaratıcısı ünlü bilim adamlarının hayat hikayeleri- çok ilgimi çektiğinden varolan denklemleri algılamak da geçmişteki fen bilimi derslerine oranla daha kolay oldu..
Düşünüyorum, zamanında fen derslerini bana bu şekilde anlatsalardı şu anda nerede, ne iş yapıyor olurdum??
Bu arada ayrılık günleri başlıyor yineyeniyeniden...
Çarşamba, Ocak 07, 2009
Çek çek amca...[ 1/07/2009 03:54:00 PM ]
Yeni yılla birlikte AB Dönem Başkanlığı’nı Fransa’dan devralan Çek Cumhuriyeti’nin hazırlıkları aylar öncesine dayanıyordu.
Gerek iç politikalarındaki Birliğe ilişkin ikilemler, gerek Avrupa’nın genelinde Çek Cumhuriyeti’ne ilişkin kaygılar bu işin hiç kolay olmayacağının sinyallerini veriyordu.
Nitekim olamadı da… Bir kere Avrupa Birliği oluşumu fikrine en başından bu yana şüpheci bir tutum sergileyen Cumhurbaşkanı Vaclav Klaus ile Başbakan Mirek Topolanek arasındaki gerilim Avrupa basınında sıkça yer aldı.
Dönem Başkanlığı logosu ve websitesine ilişkin eleştirilerin üstüne gelen Cumhurbaşkanı Klaus’un Dönem başkanlığı süresince Cumhurbaşkanlığı köşkünde AB bayrağını göndere çekmeyeceği açıklaması soğuk duş etkisi yarattı.
Ufak ayrıntılar olarak nitelenebilecek bu hususların ötesinde Çekleri bekleyen daha büyük sorunlar olduğu kesin. Bir kere tüm dünyayı kasıp kavuran küresel ekonomik kriz, krizle mücadele çalışmaları tam da Fransa dönem başkanlığı sonuna denk geldi. Bu da yetmezmiş gibi Kafkaslarda Rusya ve Gürcistan arasında patlak veren krizin tam olarak çözüldüğünü kimse iddia edemezdi. Bunlar yetmedi bir de önce Rusya-Ukrayna arasında doğalgaz krizi ardından da İsrail’in Gazze’ye yönelik hava ve kara harekatı, bütün gözleri Batı’ya çevirdi.
Hangi biriyle uğraşacağını şaşıran Çek Cumhuriyeti şu anda AB’ye önderlik etme uğraşı içinde. Birliğin kurucularından, ama daha da önemlisi en temel taşlarından biri olan Fransa’nın ardından bütün bu yükleri sırtlamak zorunda kalmaları nedense içimi acıtıyor…
Eti kemiği olmayan bu minicik ülkenin sesini duyurma, önderlik edebilme kavgasını görüyoruz günlerdir. Ama sonra bir de bakıyoruz ki, Çek önderliğindeki AB uğraşadursun, Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy bir başına geziler düzenleyip İsrail’in ateşkesi kabul ettiğini açıklıyor…
AB’nin siyasi “bir”lik olamayışının örneklerinden yalnızca biri, sonuncusu olmayacağı kesin…
Sırf pop art seviyorum diye, hiç kokusuna bakmadan, kutusunun ve şişesinin şekli, renkleri hoşuma gider diye erkek parfümü alan bir adamı seviyorum ben!
Ayda yaşamayı seçen sen oldun, Beni dünyada birbaşıma bırakan da, Tek gerekçen, "benimle orada yapamazsın" oldu.. Denemeden, bir kerecik olsun götürmeden bilemezdim, Bilemezdin, bilemezdik.. Bilemedik de... Hiç bilemeyeceğiz belki de... Sen bana iyilik ettiğini düşünmeye devam edeceksin, Bense kaçırdıklarımı(zı)n ardından düşünmeye...
Aklıma her geldiğinde dinliyorum, o iniş çıkışları seninle yaşıyorum... Ağlıyorum...
Senden bana kalan bir tek bu mu olacaktı merak ediyorum:
Uzun zamandır farkındayım.. Derdimi, içimden geçirdiklerimi eskisi gibi dökemiyorum yazıya...
Okumaya ve iş için yazı yazmaya haddinden fazla zaman ayırdığımdan mıdır; yoksa giderek daha sıkıcı bir insan olmaya, daha çok içime kapanıp daha çok kendi kendime konuşmaya başladığımdan mıdır bilemedim...